
Yok be o kadar da değil arada durdurup mesajları ve telefonları cevaplandırıyorum.

Şunu yaza doğru bir şeyapalım..
niye hatırlatmadınız bilmiyorum ki hazır yarın doğumgünümken şeyaptırırdım ne güzel.
Aşkı tat! Çık sokaklara! Gülümse!
İnsanlara selam ver.
Derin bir nefes al, bir sigara daha yak,
bir kahve daha iç,
sev, seviş!
Yıldızları izle, güzel bir müzik dinle,
bir çocuğun saçlarını okşa.
-Çünkü yaşamak;
savaşmak ve düşünmek için çok kısa.

Telefona gelen “yarın sabah 9da hazır ol” mesajının ardından.
Hayır İstanbul’da yaşıyorum. Annem Çanakkale’li ama çok sık gidiyoruz.
Bugün sıkıntıdan temizlik yaptım.
Sonra açtım çizgi film izledim.
Sonra duvarların rengini inceledim.
Ondan da sıkılınca kendimi 2 yıldır takmadığım gözlüğümü takmış halde aynaya bakarken buldum. Dedim ki “kalk bi bi şey yap çok sıkılıyosun.”
Gittim çorap giydim.
Buzdolabında kuru kayısı bulunca yumuldum.
Sonra kendimi birden mutfakta Miya’yla muhabbet ederken buldum.Yarın Geliboluya gidecek olmamı izah ediyordum. Kızmamasını filan..
O sırada telefonum çaldı. Babam “ergenliğini bırakabilirsen çık ta bi şeyler bakalım hem hava al az beynine kan gitsin” dedi.
Tam çıkıyordum.
Yemiin ederim hemşire tam kapıya yönelmiştim ki gözüm kanepeme takıldı..
Öyle yalnızdı. Öyle güzeldi ki. Gitmedim.
Şimdi de oturdum fındıklı nescafe içiyorum işte.

İnsanı iyice niyetlendiriyorsunuz hemşire.
ha, tamam canım…..